İNSAN HAKLARI İLE HAYVAN HAKLARI ÇELİŞİRSE

“Temel koruyucu sağlık ve beslenme masrafları için yılda 13 milyar dolara gereksinim  varken Avrupa ve ABD’de evcil hayvan yemine 17 milyar dolar harcanıyor” 

22.09.04, Cumhuriyet gazetesi

 Bu cümleyi gazete dünyadaki çarpıklıklara örnek olarak gösteriyor, hayvan yemine giden 17 milyar doları neredeyse israf olarak görüyor. Belki de israftır, çünkü hayvanların çeşitli doğal yiyeceklerle beslenmesi gerektiğini söyleyenler var ama tabii ki Cumhuriyet gazetesinin kastettiği bu değil.

İşi daha da uç noktaya götürelim. Diyelim ki yetkili olan sizsiniz ve 17 milyar doların nasıl harcanacağına karar vereceksiniz. Alternatifiniz de şu: ya insanları ya da hayvanları tercih etmek zorundasınız. Hangisini tercih ederseniz ötekiler yaşayamayacak. Bu durumda sanırım hayvan hakları savunucuları dahil, ezici çoğunluk, üzülerek de olsa paranın insanlar için harcanmasına karar verir. Neden acaba? Burasını sorgulamaktan korkmamak lazım.

İnsan şovenizminin üç kaynağı var sanıyorum. Birincisi din. Çağrı filminde İslam peygamberi deve yorulduğunda üzerinden inip yürüyor ama İslamiyetin egemen yorumlarından birine göre dünyadaki herşey insanlar için yaratılmış. İşte bu insan şovenizminin temel kaynaklarından biri. Öteki dinlerde de herşeyin insan için yaratıldığına işaret eden yorumlar var diye biliyorum ama emin değilim.

İkinci kaynak büyük balık küçük balığı yer ideolojisi. Doğada buna inanmamız için çok neden var, öyleyse neden kendimizi hariç tutalım?

Üçüncüsü de insanın şovenizme yatkın tarafı, yani herşeyi kendine yontmaya yakın tarafı. Bu zaten dinin ve büyük balık-küçük balık ideolojisinin İnsan lehine yorumlanmasını sağlayan tarafımız.

Bunların yüzyıllardır işlemesi sonucu insan şovenizmini sorgulamak akla bile gelmez oldu. Ama artık tünelin ucunda küçük de olsa bir ışık var.

Akıl bizim üstünlüğümüzün kanıtı değil, tersine bize doğaya, öteki canlılara ve hatta cansızlara karşı sorumluluk yüklüyor. Ve bu sorumluluğu “aramızda birimizin ötekinden öncelikli sayılması için aslında hiçbir neden yok” anlayışının üzerine kurmak lazım. Bu bakışı yakalamak ve güçlenmesi ve gelişmesi için, yani mantıki sonuçlarına götürülmesi için çabalamak lazım.

Cumhuriyet gazetesi “biz o hayvanlar ölsün demedik” diyecek belki, haklılar da. Bunu kastetmediklerine inanmak isterim ama hala insan şovenizminin egemenliği altında yaşadığımızdan en azından çok talihsiz ve özensiz bir ifade olmuş. Bebeklerden, gelecek nesillerden, hayvanlardan, ağaçlardan söz ederken çok dikkatli olmak lazım. Çünkü onlar kendi haklarını insanın, en azından şimdilik anlayabileceği dilde ifade edemiyorlar ve etseler bile savunamıyorlar.

Acaba,  Antalya’da yabancıların gelip avcılık yapmaları ve böylece Türkiye’nin av turizmi denen şeyden para kazanması için o yörede vahşi domuz yetiştirilmesini savunanlar hakkında ne düşünüyoruz? Hele bunu ortaya atanlar hakkında evrensel canlı haklarına tecavüze kalkışmak nedeniyle suç duyurusunda bulunmaya girişsek adımız iyice deliye çıkar. Bunu yapanlara deli gözüyle bakıldıkça da hayvan yemine giden 17 milyar dolar herkesin gözüne batar.

 

Prof.Dr. Ahmet ÇAKMAK

 Marmara Üniversitesi İktisat Bölümü öğretim üyesi

Radikal ve Birgün gazeteleri köşe yazarı

Resim: Peacable Kingdom - Edward Hicks