Bu ayki konuğumuz İstanbul Veteriner Hekimler Odası Başkanı Prof. Dr. Tahsin YEŞİLDERE. 

27 Ocak 2005 tarihinde kendisiyle yaptığımız söyleşiyi iki bölüm halinde yayınlıyoruz. Söyleşimizin ikinci bölümünün konusu mobil kısırlaştırma uygulamaları, veteriner kliniklerinde tanık olduğumuz ama yasa ve yönetmeliklere uymayan bazı uygulamalar, veteriner hekim-hasta sahibi ilişkileri ve bu ilişkide yaşanan sorunların aşılabilmesi için yapılması gerekenler.

 Sokakkedisi.net: Son günlerde çokça tartışılan konulardan biri de mobil kısırlaştırma uygulamaları. Genel olarak bu araçlar ve uygulamalar hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?

Prof. Dr. Tahsin Yeşildere: Aslında mobil aracın tamamen spekülatif bir olay olduğunu düşünüyorum. Bunun örneklerini daha önce de çok gördük, yaşadık. Zamanında Yıldız parkındaki otobüsün de yanlış olduğunu, kapatılması gerektiğini söyledik ve yıllarca mücadele verdik. Mobil klinik bugün ortaya çıkmış bir konu değil, o zaman da vardı. Sonunda o araba yandı, içindeki hayvanlar da yanarak öldü. Tam anlamıyla bir vahşet yaşandı. Köpeği arabanın içine koyup serbest bırakıp elektrik sobası da yakılırsa bunun olması kaçınılmazdı. Orada çalışan veteriner hekime de cezalar verdik, sonra oradan ayrılıp askere giderken orada yaşananları bize bir dilekçeyle bildirdi. Oranın içyüzünü açıkladı. Bunları yaşadığımız için her oluşuma soru işaretiyle bakmak zorunluluğumuz var. Biz anayasal bir kuruluşuz, yasaların bize verdiği görevleri yaparız. Zamanında orasıyla da uğraştık, sonra kapandı. Şu anda yerleşik olarak bu işi yapan hayvansever derneklerinin yaptığı da yasadışıdır, bununla da uğraşıyoruz. Tarım İl Müdürlüğü’nün Suadiye’deki hayvan hastanesiyle de uğraşıyoruz, orasının hastane tabelasını indirdiler farkındaysanız. Fakat onun yerine Hayvan Muayene ve Tedavi Merkezi diye bir tabela astılar. Yasada böyle bir tanım da yok, yasada yeri yok. Geçen gün yine bu konuda Tarım İl Müdürlüğü’ne gittik görüştük. Buranın ya kapanması, ya da çalışacaksa sokak hayvanına hizmet vermesi lazım. Kamuya hizmet vermesi lazım. Bunu yapmıyor, sokak hayvanına bakmıyor, onun yerine sahipli hayvana para karşılığı hizmet veriyor. Bunu defalarca söyledik, söylemeye devam ediyoruz ama karşınızda bir devlet var. Dolayısıyla bu yalnızca belli bir derneğin mobil aracına yönelik bir olay değil, yasal olmayan bir şeyin üzerine gitmek bizim görevimiz. Ama bunu ne zaman yapabiliyoruz? Bize bir şikayet geldiği takdirde. Bize bir şikayet gelmezse biz İstanbul’daki her yeri karış karış inceleyemeyiz. Şikayetler yoğunlaşınca yasanın bize verdiği sorumluluk ve yetkiler çerçevesinde biz bu konuyu araştırmakla yükümlüyüz. Bunu yapmazsak biz kamu adına görevimizi yerine getirmemiş oluruz.

 

Mobil araçta ameliyat uygulamalarının sakıncaları nelerdir? Mobil araçta uygulandığı söylenen farklı ameliyat tekniği nedir?

Kısırlaştırma operasyonunun tekniği dünyanın her tarafında aynıdır, ayrı bir teknik değildir. Teknikteki değişiklik ya medyan hattan açılır ya yandan açılır, açılan çalışma alanı ya 2 cm ya da 3-4 cm açılır. Ama hep biz şunu salık veririz, yeterince açarsanız çalışma alanınız daha rahat olur çünkü oradaki ovariumu besleyen damarlar, uterusu besleyen damarlar çok etkin damarlardır. Damarları iyi bağlayamazsanız oradaki dikişte kopukluk meydana gelebilir. Bu durumun ortaya çıkması köpeğin yarın iç kanamadan sokakta bir yerde ölmesi demektir. Neden öldü diye sorulmaz, zaten sokak köpeğiydi öldü denir. Bir tane hayvan bile bu iç kanamadan ölse bu hekimlik hatasıdır. Bu tip hekimlik hatası olmasın diye sahipli-sahipsiz köpeklere oldukça titiz bilimsel operasyon uygulanır. Bu her hayvan için böyle olmalıdır. Sokak köpeklerinin operasyon yerini küçük açıyorlar, bunu ayrı bir teknik gibi yansıtıyorlar, başka bir teknik yok. Ayrıca uterusun kalan kısmında içeride belli bir zaman sonra kistik reaksiyon gelişebilir. İrin toplayabilir. Bu gerek operasyon sırasında dışarıdan enfeksiyon kapma şeklinde olabilir, gerekse vajina dışarıya açık olduğu için oradan kapabilir, sonuçta köpek sokakta yerde yatıyor kalkıyor. Kistik bir oluşum meydana getirebilir, belli bir zaman sonra akıntılar başlayabilir. Bu hormonal nedenlerden de olabilir, enfeksiyon da olabilir. Operasyon sonrası bakımın da çok önemli olduğunu vurgulamak zorundayız. Siz, bu sokak köpeği diye operasyonu yapıp hemen sokağa bırakamazsınız. Operasyon sonrası her ihtimale karşı antibiyotik uygulaması ve post-operatif bakımlar mutlaka en az 5-7 gün yapılmalıdır. Sahipli köpeklerde bile o kadar ihtimam göstermenize rağmen zaman zaman komplikasyonlar ile karşılaşabiliyorsunuz. Mobil kliniğin operasyon sonrası hem de aşı yaparak köpeği aldığı yere bırakması önemli bir bilimsel hatadır. Bunlar kendilerine defalarca söylenmiştir. Sokaktaki köpeği ikinci kez kontrol imkanınız olmuyor. Steril çalışmazsanız peritonit olabilir, peritonit sonrası bir süre sonra hayvan sokakta kendiliğinden bir yerde ölür. Onun da neden öldüğünü saptayamazsınız, sokak köpeğiydi, açlıktan, bakımsızlıktan öldü dersiniz. Alet sterilizasyonu, operasyonu yaptığınız yerin sterilize olmaması, pencere ya da kapıların açık olması bunlar hep etkili faktörlerdir. Ameliyathanenin her tarafının kapalı olması lazım, girenin çıkanın kontrol altında olması lazım. Biz bu tip yerlerde böylesine hijyenik koşulların sağlanmadığını gördük, bazı derneklerde de aynı şeyi görüyoruz. Bu da yapılan uygulamanın bizim bilimsel olarak öğrendiğimiz, dünyanın her tarafında uygulanan kurallara aykırı olduğunu gösteriyor. Bu sokak hayvanı diye buna göz yummak gibi bir hakkımız yok. Bizim için sokak hayvanı da birdir, sahipli hayvan da birdir, doğada yaşayan hayvan da birdir. Bu şuna benzer: Aynı ameliyatı zengin bir insana şöyle yapayım, sokaktaki vatandaşa daha değişik yapayım demeye benzer. Hekimlik yemini herkese eşit muamele etmeyi gerektirir. Hayvanseverlerin de bunu böyle bilmesi ve kabul etmesi gerekir.

Dünyada mobil araç örnekleri var deniyor fakat dünyadaki örnekleri çok farklıdır. Doğal yaşamdaki hayvanlara ve kırsal alandaki hayvanlara hizmet götürmek açısından, yani kliniklere ulaştıramayacağınız hayvanlara hizmet götürmek amacıyla hayvansever dernekler tarafından kurulmuş, her şeyiyle donanımlı ve oldukça mükemmel yapılarda örneklerdir bunlar. Ameliyatın yapıldığı yer kapalıdır, pencere bile yoktur ve orası özel ışın sistemiyle sterilize edilir. O tip yapılara sahiptir. Bir küçücük araç alıp içerisine hemen masa koyup burada ameliyat yapalım şeklinde olmaz. Bu iş çocuk oyuncağı değildir. Bu mobil kliniği şikayetler üzerine ziyaret ettik. Gördüğümüz hem bilimsel hem de mesleki kuralların çok hatalı uygulandığıydı. Bu bir rapor ile yönetime sunuldu.

 

 Oda olarak hakkında yasal girişimde bulunduğunuz Fethiye Hayvan Dostları Derneği’ne ait mobil araçtaki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz kendilerine söyledik, bu işe başladıklarında odaya geldiler, görüştük. Buna başlarsanız bu yasal değil, bir şikayet anında biz de yasal yükümlülüklerimizi yerine getiririz dedik. Ve çok da şikayet geldi. Bu şikayetler üzerine oraya bir ekip gönderdik. Hazırlanan raporda hayvanların ameliyat öncesi kontrolünün dahi yapılmadığı yazılıydı. Hangi hayvan olursa olsun operasyon öncesi her türlü tahlillerinin yapılması lazım, genel muayenesinin mutlaka yapılması lazım, derecesi ölçülecek, akciğerler dinlenecek, hayvanın yeme durumu iştahı var mı yok mu, ishal mi, herhangi bir hastalık belirtisi var mı, deri üzerinde herhangi bir hastalık var mı, bunlar bilinecek. Araçta bir derece bile çıkmamış. Serviyet bezlerinin dahi olmadığı, steril ortamlarda çalışılmadığı rapor edildi. Kendi söyledikleri, doğurmak üzere olan hayvanı da kısırlaştırdıkları ve yavruları ileride sokakta başlarına dert olacağı için o anda uyutup çöpe attıkları. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey yapılmaz. Buna kürtaj diyorlar, bunun adı kürtaj değildir, bunun adı öldürmektir. Ana rahmine yavru düştüğü andan itibaren eğer organları gelişmemişse o dönemde kürete edilebilir. Organlar gelişmeye başladığı zaman bilimsel olarak bu insanda da yapılmaz, hayvanda da yapılmaz. Bunun belli bir zamanı vardır. İnsanda altı aylık bebeği kürtaja alabilir misiniz? O hekim hakkında soruşturma açılmaz mı? Yapılan şey kürtaj değildir, resmen öldürmektir. Yasalarımız bunu söyler, hekimlik mesleğimiz de bunu söyler. Bunun gibi 20 maddelik gözlemlerden dolayı biz oradaki hekimler hakkında soruşturma açtık. Böyle bir şeyin yapılması Hayvan Koruma Yasası’na aykırı olduğu için İl Çevre Müdürlüğü’ne yazdık. Veteriner hekimlerin oda izin belgeleri olmadan çalıştıklarını saptadık. Yasa ve yönetmeliklerde böyle bir yerin ruhsat alması diye bir şey söz konusu değil. Ruhsat olmayan yerde de çalışma izni alamazsınız. 3285 sayılı yasa ve 6343 sayılı yasaya dayanarak da Tarım İl Müdürlüğüne yazdık. Direk savcılığa suç duyurusunda da bulunabilirdik ama doğru bulmadık. İş önce resmi aşamaları geçsin dedik. Fakat burada resmi kurumlar görevlerini yapmıyorlar. İl Çevre Müdürlüğü bizim yazdığımız yazıyı onlara göndermiş. Tarım İl Müdürlüğü de şu ana kadar oraya denetime gitmedi. Şimdi biz hem Tarım İl Müdürlüğü hakkında bakanlığa yazı yazacağız, bakanlık da eğer gereğini yapmazsa her iki kurum hakkında -İl Çevre Müdürlüğü de dahil olmak üzere- yasal görevlerini yerine getirmemeleri nedeniyle soruşturma açılması için savcılığa suç duyurusunda bulunacağız. Yasal süreleri bekliyoruz. Ayrıca bazıları şunu söylüyorlar, efendim bilimsel kurallara uymadıklarını onlara bildirin ve düzelmeleri için süre verin. Böyle bir durum bu ve bunun gibi yerler için söz konusu olamaz. Çünkü bu yerler kaçak çalışıyor. Yasa ve yönetmeliklerde yeri yok. Bu nedenle ruhsat almaları ve veteriner hekim çalıştırmaları mümkün değildir. Bu anlamda Tarım İl Müdürlüğü yasalar karşısında sorumlu bir kurumdur. 

Bu girişimleriniz söz konusu derneğin üyesi olduğunu belirten kişilerce veteriner hekimlerin sokak hayvanlarının sırtından para kazanma çabası olarak yorumlandı ve hem odaya, hem şahsınıza karşı türlü ithamlarda bulunuldu. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?

Biz görevimizi resmi yazışmalarla yaptık ama bize gayrıresmi saldırılar oldu. Tabii bunlara cevap verme gereği duymadık. Benim hakkımda da bir çok uluorta yazılar yazıldı, küfürler edildi. Üzücü tabii, bu kadar yalanı nasıl bir araya toplayıp da suçlamaya gidiyorlar, anlaşılır gibi değil. Ben hiçbir firmanın adamı değilim. Hiçbir derneğin, belediyenin de adamı değilim. Herkese eşit uzaklıktayım. Bu nedenle o söylenenlere güldüm geçtim doğrusu. Ben bunu onların kendi saygısızlığına, terbiyesizliğine veriyorum. O seviyeye inemem. Tabii insanın aklında şöyle bir soru işareti beliriyor. Eğer bu kadar seviyesizleşiyorsanız, bu kadar düşürüyorsanız kaliteyi, sokak hayvanlarının sırtından bir çıkar elde ediyorsunuz gibi bir izlenim doğuyor. Demek ki elinizden bir şeyi alıyorlar. Böyle bir olayda yurt dışından bir çok yardımlar sağlıyor olabilirler. Yurt dışındaki bir vakıftan bize, “Onlara araçlarını ben sağladım, çalışmasını ben öngörüyorum. Siz oda olarak bunlara yardımcı olun, neden bu şekilde davranıyorsunuz?” diye yazı geldiğine göre, buradan da kaynak sağladıkları anlaşılıyor. Bir takım firma desteklerini de görüyoruz. O konulara girmek hiç istemiyorum. En azından aracın üzerindeki reklamın bile basında yansıması, lüks semtlere gidip oralarda o aracı tutmanız, promosyon mama, para karşılığı hediye paketi dağıtmanız milyarlarca lira para verseniz elde edilemeyecek bir reklamdır bence. Bu nedenle reklamınız, her türlü çıkarınız, her türlü kazanımınız var sokak hayvanından kendinize. Bunu da böyle değerlendirmek lazım. Parasal var mı yok mu? O konuda tabii ki şeffaflık öneririm. Hangi yurt dışı kuruluşlardan ve belediyelerden ne kadar yardım alınıyor, bu konuda şirket kurmuşlar mı, o şirketlere ne kadar gelir elde etmişler, bu şirketlerden ne kadar para çıkmış, bunları şeffaf bir biçimde açıklamaları lazım. Yaptıkları işin karşılığını almak istiyorlarsa bunu doğal karşılarım ama bizleri rakip firmaların adamı gibi göstermeye kalkarlarsa, bu denli seviyeyi kaybederlerse ben bunun altında bir şey ararım. O zaman bir şeyler var, yani bir şeyler kaçıyor elden gibi gelir bana.

Ayrıca zaman zaman sahipli hayvanlara da bu hizmeti verdikleri için haksız rekabet konusu da gündeme geldi. Hekimlikte reklam yasağı vardır, haksız rekabet yasağı vardır çünkü hekimlikte verilen hizmetin kalitesini, standardını düşüremezsiniz. Neden diyoruz bunu, birisi tutup da otuz milyonluk bir sağlık hizmetini ben on milyona mal ediyorum derse o hizmetin standardını düşürüyor demektir. Devlet yapabilir bunu, devlet bir hizmet kurumudur, kamu kurumudur. Özel sektörde liberal olarak insanlar bir işletme bir şirket kurdukları zaman istediği gibi hareket ederler, serbest ekonomi vardır, ama sağlıkta serbest ekonomi olmaz. O zaman sağlık hizmetleri tamamıyla deforme olur. Bu nedenle bunun kontrol altında tutulması önerilmiştir, bize verilen yetki de budur ve her yıl ücret tarifesi çıkarırız. Altı ayda bir çıkarırdık enflasyona göre, şimdi bir yıllık çıkardık. Veteriner hekimlerin bu ücretlerin altına düşmemelerini sağlıyoruz, aksi halde haksız rekabet ortaya çıkıyor. Mobil araçla ilgili gazetede çıkan o haksız rekabet sözü sokak hayvanıyla ilgili değildi. Basın yazarken cümlenin bir yerini alıyor. Sokak hayvanlarında haksız rekabet diye bir şey olamaz. Herkes taşın altına elini koymak zorunda. Burada haksız rekabet sahipli hayvanların ucuz kısırlaştırılmalarıdır. Bizim öngördüğümüz ücretin altında sahipli hayvan ameliyat etmişler, tabii yaparsın. Kayıt dışı ekonomi (ne fiş ne makbuz), kira yok, masrafın çoğunu yardımlar karşılamış, ilaçları belediye veriyor. Bunun bir tane bile olması hekimlik mesleğinin ayaklar altına alınması demektir. Ben bunu söyledim basına. Basın bunu yanlış yazdı ve düzeltmediler. Biz veteriner hekimler olarak hiçbir zaman sokak hayvanlarının sırtından haksız rekabet gibi bir deyimi kullanmayız. Ayrıca, “Biz veteriner hekimlere bunu öğretiyoruz, biz veteriner hekimleri eğittik,” gibi demeçleri de doğrusu çok saçma buluyorum. Bu gibi davranışlar ile hekimlik mesleğini küçük düşürmek istemişlerdir. Veteriner hekimlerin kimler tarafından eğitildiğini yasalar belirlemiştir. Derneklerin böyle bir yetkisi yoktur.

 

Var olan mobil kısırlaştırma uygulamaları yasal değil, ve bundan sonra eğer açılırsa bunlar da yasal olmayacak. Peki yeni açılacak mobilleri de aynı son mu bekliyor?

Aynı şey bekler elbette. Biz bu mobil araca baktık, sonra Avrupa Birliği’nden projeyle destek alalım, mobil araçları her yere koyalım diye emailler akmaya başladı. Bu uygulamanın yasa ve yönetmeliklere uymadığını o arkadaşımıza anlattım. Bu mobil klinikle ilgili yasal olarak neler yaptığımızı söyledim. Aynı şeyleri sizin için de yaparız dedim. Bir kere veteriner hekimlere çalışmaları için izin vermeyiz. Veteriner hekim olmadan da bu işi yapamazsınız dedim. O veteriner hekimlere en az bir ay en fazla bir yıl meslekten men cezası gelebilir. Biz bu gibi durumlarda artık aynı uygulama olduğu için hiçbir şikayet olmadan gidip orada çalışan veteriner hekim hakkında soruşturma açabiliriz. Yasa bize bunu öngörüyor. Bakın, ortada yasaya aykırı bir durum var, bunu söylüyorsunuz, “Ben yasalara uymam, beni bağlamaz,” deniyor. Bu zihniyetle, eğer bu insan bir hayvanseverse, Türkiye’nin aydın insanı olarak da geçiniyorsa ve “Yasalar Türkiye’de uygulanmasın diye çıkmıştır” gibi bir yaklaşımı varsa o zaman hiçbir yere varamayız biz. Bizim üzerimize düşen görev toplumu aydınlatmaktır, toplumu çağdaş aydın seviyelere götürmektir. Topluma hiçbir katkınız yoksa, sadece kendi çıkarlarınızı düşünüyorsanız Türkiye karmaşık bir hal alır. Trafik yasaları çıkıyor kimse uymuyor, insan hakları, işkence yasaları çıkıyor kimse uymuyor. Zaten Avrupa Birliği üyeliği de bundan dolayı yapılmıyor. Ben Brüksel’e gittiğim zaman oradaki eşbaşkan, “Siz çok güzel yasalar çıkarıyorsunuz ama maalesef uygulamıyorsunuz. Yanlış yapanlara da ceza vermiyorsunuz. Bunları yapmadığınız sürece de AB’ye girmeniz hayal olur,” dediler. Burada da yönetmelikler var, yasalar var, meslek örgütleri var, sen bütün bunlara rağmen, “Ben bu işi yaparım kardeşim,” diyemezsin.

Yasal olmayışının sebebi tam olarak nedir?

En önemlisi hiçbir bilimsel kurala uymamasıdır. Ayrıca yasa ve yönetmeliklerde bu tip bir klinik tanımı olmadığı için işletilmesi mümkün değildir. Ruhsatı yoktur, vergi kaydı yoktur. Veteriner hekim mesleğini kaçak olarak icra etmektedir. Daha bir çok sebebi sıralayabiliriz. 

 

  Söylendiği gibi mobil araç kapanırsa sahipsiz hayvanlara hizmet götürülemeyecek mi?

İstanbul’da 41 tane barınak var. Bu barınakların paraya da ihtiyacı var, hizmete de ihtiyacı var. Oralarda bu işler yapılabilir, oralarda örgütlenip oraları iyileştirmeleri ve oraları yapılandırmaları gerekirken bu tip bir şeye girmeleri ilginç. Bu kişilerin bundan önce de belli yerlerde çalıştığını duyuyoruz ama oraların düzelmediğini görüyoruz çünkü oradan bir çıkar elde edilmiyor. Çünkü orası yerel yönetimin yeri, sizi sadece hayvansever olarak yaklaştırıyor. Gezici araçla reklam çok güzel oluyor haliyle. Adalar Belediyesi'ne gidiyorsunuz, Kadıköy Belediyesi'ne gidiyorsunuz, Şişli Belediyesi'ne gidiyorsunuz, hep lüks yerlere. Gazetelerde çıkıyorsunuz. Hiçbir barınak gazetelerde bu kadar boy göstermez. Belediye başkanıyla haşır neşir oluyorsunuz. Yarın belki siyasi bir takım çıkarlarınız olabilir. Bu kadar bağırmaları, küfür etmeleri sadece sokak köpeğine hizmet için değildir diye düşünüyorum. Bunun örneğini gördük biz. Bazı belediyelerde bu tip çalışmalar yapanları Yıldız parkındaki otobüste de gördük. Oradaki kişilerin de bir kısmı şimdi yok ortada. Hayvanseverlik süreklilik ister. Bu nedenle mobil kliniğinizi kaybetseniz bile hayvanseverliğinizi başka bir yerde yardım ederek sürdürebilirsiniz. Yasal yerlerde sürdürebilirsiniz.

 

Veterinerlik hizmetleri konusuna dönersek, hepimizin artık çok kanıksadığı ama yanlış olan bazı uygulamalar var. Örneğin Veteriner Hekim Muayenehane ve Poliklinik yönetmeliğinde bu yerlerin tabelalarının nasıl olması gerektiği çok açıkça belirtilmiş (madde 21, madde 25). Ancak bazı kliniklerin tabelaları reklam panolarını andırıyor, çeşitli mama markalarının isimleri ve logoları var. Hatta kimi zaman bunlar kliniğin ve hekimin adından bile daha çok yer kaplıyor ve dikkat çekiyor. Bazı kliniklere girdiğimiz anda raflara ya da standlara dizili belli mamalar bizi karşılıyor, orada çalışan hekim hasta sahibine o markayı satıyor, o markaya yönlendiriyor. Yine aynı yönetmeliğin 25. maddesine göre bu yerlerde geçici veya sürekli olarak satış, barınma veya eğitim amacıyla hayvan barındırılamaz, fakat biliyoruz ki pek çok klinikte pansiyon hizmeti veriliyor, hatta hayvan satışı yapılıyor ya da aracılık ediliyor.

Hekimin bu şekilde ticaret yapması yanlıştır. Bir muayenehanede değişik markadan mamalar bulunabilir ama hekimin önereceği mama ancak prescription dediğimiz reçeteyle verilmesi gereken mama olabilir. Bunun dışında şu markayı alırsanız daha iyi olur, bunu almayın gibi yönlendirme yapamaz. Bunun hayvanseverin tercihi olması lazım. Hiçbir veteriner hekimin böyle bir yönlendirmeye girmemesi gerekir. Biz prescription mamaların petshoplarda satılmasına karşıyız. Aynı şekilde ilaçların petshoplarda satılmasına da karşıyız, bunun için mücadele veriyoruz, tespit ettiğimiz yerler hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunuyoruz. Bir veteriner hekimin kendi muayenehanesinde hayvan satışı yapması yasaktır. Eğer böyle yerler varsa bize bildirin, gerekli girişimleri yapalım. Veteriner hekimin hekimliğini yapması gerekir. Tabela konusunda ise, bir muayenehane ve poliklinikte olması gereken tabela yönetmelikte belirtilmiş, bu konudaki çalışmalarımıza geçen seneden itibaren başladık. Örneğin muayenehane, poliklinik ve hastane tabelalarını birbirinden ayırt ettik. Söz konusu yerdeki veteriner hekimler kimlerse, tabelada onların isimlerinden başka bir şey yer alamaz. Herhangi bir reklamın olması kesinlikle yasal değil, doğrusu etik de değil. Bu konu üzerine gideceğiz ve yakın zamanda bu sorunu çözeceğimizi zannediyorum. Tabii öncelikle veteriner hekimlerin bu anlamda kendilerini düzeltmesinden yanayız, ama bunu yapmadıkları takdirde yasanın bize verdiği yetkileri uygulamak zorundayız. Ayrıca muayenehanelerde hayvan barındırma, pansiyon gibi hizmetler verilemez.

 

Son olarak, bizler hayvanseverler olarak şikayetlerimizi dile getiriyoruz ama mutlaka veteriner hekimlerin de bazı sıkıntıları var. Hayvan sahibi-veteriner hekim ilişkisinde de bazı sorunlar yaşanıyor. Biraz da bunlardan söz edelim mi? Bu sorunları aşmak için neler yapılabilir?

Hep yazılıp çiziliyor, veteriner hekimler ne öğreniyor diye. Bakın insan hekimliğinde branşlaşma var, her hekim kendi alanında çalışıyor. Oysa bir veteriner hekim mezun olup diplomasını aldığı zaman kedi köpekten anlayacak, kuştan anlayacak, vahşi hayvandan anlayacak, büyükbaş hayvandan anlayacak. Yani hepsinin her şeyinden anlayacak, ve hepsi de birbirinden farklı hayvanlar. Veteriner hekimden beklenen bu. Biz bu yüzden oda olarak meslek içi eğitim programlarına önem veriyoruz. Hatta sadece pet sektöründe çalışan veteriner hekimlerin de dahili, cerrahi, doğum gibi ayrılması, örneğin İngiltere’de olduğu gibi veteriner diş hekimlerinin olması gerekli. Hayvandan alınan materyallerin o konunun uzmanı olan laboratuarlarda değerlendirilmesi gerekli. Bunun uzmanı herkes değil çünkü, örneğin tümörlü bir materyali herkes tanıyamaz. Patoloji laboratuvarı kuruldu, hematoloji, mikrobiyoloji laboratuvarları kuruldu, bunlar şu anda İstanbul’da var. Bu nedenle veteriner hekimlere konsültasyon öneriyoruz. Bu bizim yasamızda da vardır, deontoloji yönetmeliğimizde de vardır. Bu konsültasyon sonrası eğer gerekli müdahale o hekimin imkanlarını aşıyorsa hasta sahibini konunun uzmanına yönlendirmesi lazım. Her konuda branşlaşmak lazım. Şu anda bu uzmanlık yasası üzerinde çalışıyoruz. VUS dediğimiz (tıpkı TUS’ta olduğu gibi) bir yasayı çıkarır ve uzmanlaşmaya doğru gidebilirsek ileride malpractice dediğimiz meslek hataları ve ihmallerini en aza indirebiliriz. Malpractice yönetmeliğini de çıkarmak istiyoruz. Bu sayede hayvansever-veteriner hekim ilişkileri de çok daha iyi olur, veteriner hekimlerin birbirleriyle olan ilişkileri de çok daha iyi olur diye düşünüyorum. Bütün bunlar eğitim meselesi. Dünyanın her yerinde gelişmeyle birlikte bu işler düzelmiş ve rayına oturmuş. Bizde de İstanbul’daki muayenehane ve polikliniklere baktığımız zaman, on sene öncesine göre çok büyük bir ilerleme kaydedildiğini görüyoruz. Kendilerini de sürekli eğitimler ile yeniliyorlar, okuyorlar, gelişmeleri takip ediyorlar, eğitim seminerlerine katılıyorlar. Bir çok eğitim semineri düzenliyoruz. Örneğin yakın geçmişte kardiyovasküler sistemle ilgili bir seminer yaptık ve bir İngiliz bilim adamını, veteriner kardiyovasküler derneğinin başkanını davet ettik, bakın bu denli branşlaşmışlar. Bu seminerlere devam edeceğiz. Hatta yakında yurt dışından bir heyet getirip arzu eden veteriner kliniklerini Avrupa veya Amerika standartlarına göre denetlendirme imkanı sunacağız. Bağımsız bir kurum tarafından denetlensinler ve onun karşılığında biz oda ve o kuruluş olarak kendilerine bir belge verelim. Bu şekilde kendilerini biraz daha yenilemeye, geliştirmeye teşvik ediyoruz. Bu tip projelerimiz var.

Veteriner hekimlik gerçekten kutsal bir meslek. İnsan hekimliği gibi de değil, karşınızdaki hasta size derdini anlatamıyor. Siz anlamak, bulmak zorundasınız. Bu anlamda hayvanseverlerin veteriner hekimlere yardımcı olmalarını istiyoruz. Çoğunlukla hastalığın en son safhasında veteriner hekimlere başvurulduğunu görüyoruz. Hayvanseverin hayvanını çok iyi tanıması gerekiyor. Ondaki değişikliği gördüğünüz, hissettiğiniz anda hekime götürmeniz lazım. Eğer aradan zaman geçip de hastalığın ilerlemesini beklerseniz veteriner hekimin onu iyileştirme olanağı da azalıyor. Bu nedenle veteriner hekimin öngördüğü periyodik kontrolleri yaptırmak çok önemli. Bu hem veteriner hekimi rahatlatır, hastasını çok iyi tanır, hem hasta sahibini rahatlatır. Hayvana karşı sorumluluğunu tam anlamıyla yerine getirmiş olur. 

Bir de hayvanseverlerden sağlık karnesi olmayan, veteriner hekim kaşesi olmayan, aşıları yapılmamış hayvanların satıldığı yerlere rağbet etmemelerini istiyoruz. Satış yerinde de mutlaka o yerin odadan izinli bir veteriner hekimin kontrolünde olduğuna dair bir belge olması lazım. Bu koşulları taşımayan yerlerden hayvan satın almasınlar. Yasal düzenlemelere rağmen yurt dışından kaçak olarak bavullarla ülkeye hayvanlar sokuluyor, satılıyor. Bu hayvanları alan insanlar evlerine götürüyor, hayvanların bağışıklık sistemleri gelişmediği, bu haldeyken aşı yapıldığı veya hastalık taşıdıkları için kısa sürede ölümler yaşanıyor. Burada suç hayvanseverde değil, hayvanı satanda. Ancak hayvanseverlerin de bu konularda bilinçlenmesi gerekiyor.

Yoğun programınız içinde bize zaman ayırdığınız ve sorularımızı yanıtladığınız için teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim. Özet olarak bizler de sokak hayvanlarına karşı sorumluluklarımızı biliyoruz ve gerekenleri yapıyoruz, bu konuda yeni projemiz de var. Ancak yasal, mesleki ve bilimsel kurallara uymayan uygulamalarda da, ne olursa olsun yasaların bize verdiği ölçülerde yetki ve sorumluluklarımızı yerine getirmekten kaçınmayacağız. Hayvanseverlerin bazı konularda aydınlatılması gerekiyor, dilerim faydalı bir söyleşi olmuştur.